E-ÖĞRENME PROJESİ

Bir E-Öğrenme Projesinden Dijital Beklentiler

Bir E-Öğrenme Projesinden Dijital Beklentiler

Öğrenme, yaşam boyu içinde bulunduğumuz bir süreç. Öğrenme yöntemleri zaman geçtikçe gelişiyor, yapıları esnekleşiyor. Jenerasyonun değişmesi ve dijitalleşen dünya, bu değişime sebep olan etkenlerin başında geliyor. Öğrenme materyallerinin hedef kitlesi ve değiştikçe, öğrenme yöntemleri de bu değişime ayak uyduruyor, gelişiyor ve daha eğlenceli hale geliyor.

Önde gelen kurumlar, öğrenme içeriklerini daha etkili, daha kalıcı ve daha tatmin edici kılmak için dijitale döküyorlar. Öğrenenlerin ihtiyaçlarını daha yaratıcı yollarla desteklemek, öğrenilenleri işlerine daha kolay adapte edebilmelerini sağlamak için dijital içeriklere artık daha çok önem veriyorlar.

Peki, dijitalleşmeden anladığımız, içeriklerin online ortama dönüştürülmesinden mi ibaret?

Hayır, dijitalleşme çok daha fazlası demek. Değişimin getirdiği bir kavramı uygulamaya geçirmek, yenilik ve yaratıcılığı da içinde bulundurmalı!

Yani, e-öğrenmeye (e-learning) dönüştüreceğiniz içeriklerinizin, hedef kitlenizi en iyi şekilde tatmin etmesi, öğrenme hedeflerinizi tam olarak karşılaması için sahip olması gereken bazı özellikler var. Einstein olarak, yeni neslin gereklerine uygun geliştirdiğimiz e-öğrenme çözümlerinden edindiğimiz tecrübeleri şu başlıklar altında özetleyebiliriz:

Hedef kitlemiz dijital çağın ortasına doğdular. İçinde bulunduğumuz sektörler, Y ve Z kuşağına adapte olabilmek için yöntemler geliştiriyorlar, yakından tanımaya çalışıyorlar. Bu kuşağa mensup kişilerin öğrenme alışkanlıklarını değiştiren şey ise, dijital bir çağda büyümüş olmaları. Yani, dijitalleşmeye çok yatkınlar. Haliyle, e-öğrenme içeriklerinizin de bu kuşağın dikkatini çeken özellikler taşıması gerekiyor.

Mobil e-öğrenme trendini de yakalamak gerekiyor. Cep telefonu, tablet gibi mobil cihazlar artık her konuda yanı başımızda bulunan bir başvuru kaynağı. Bu konuda, e-öğrenme içeriklerinizin mobil uyumlu olması da e-öğrenme hedeflerinizi her an her yerde karşılamanıza imkan sağlıyor. Hatta mobil uyumlu e-öğrenme içerikleri, öğrenenlerin iş yeri ile evi arasında geçen zamanını da kazanca çevirmenin etkili bir yolu haline geldi.

Artık öğrenme daha hızlı gerçekleşiyor. Çağımız bilgiye hızlı ulaşma çağı. Öyle ki, arkadaş sohbetlerimizde bile o an duyduklarımızı hemen cep telefonumuzu çıkarıp göz ucuyla teyit etme eğilimi gösteriyoruz. Bu yüzden, e-öğrenme içeriklerinizin hedefe odaklanması, küçük parçalara ayrılması ve öğrenenlerin bilgileri hap halinde elde etmeleri çok önemli.

Kişilerin odaklanma süresi oldukça kısalmış durumda. Uzun videolara karşı bir önyargı söz konusu. Bu konuda öne çıkan sayılara bir göz atacak olursak; izleyenlerin odaklanması, videoların 2. dakikasından itibaren bir düşüş gösteriyor (kaynak). Bu yüzden e-öğrenme içeriklerinizin, kişilerin odaklanma süresi göz önünde bulundurularak düzenlenmesi gerekiyor.

Deneyimleme ön plana çıkıyor. Gerek az önce bahsettiğimiz odaklanma süresinin kısalığı, gerekse öğrenme konusunun içselleştirilmesi gerekliliği, interaktif e-öğrenme içeriklerinin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bunun için, içeriklerinizi dijital ortama aktarırken, öğrenenlerin dikkatlerini çekmek ve öğrenmeyi kalıcı hale getirmek için onlara sorular sormak, keşfetmeleri için şans tanımak, bu süreci uygun geri bildirimlerle desteklemek gerekiyor.

Geri bildirim demişken; yeni nesil için e-öğrenme materyalinin dili de önemli. Y ve Z kuşağı otoriteyi pek sevmiyor. Dolayısıyla, geri bildirimin dilinin de buna uygun olması gerekiyor. İçeriğe göre değişmekle birlikte, e-öğrenme içeriklerindeki hitabet (‘sen’, ‘siz’ ya da ‘biz’ olarak seslenmek), konunun içselleştirilmesini kolaylaştırıyor. Mesela, oryantasyon e-eğitimi söz konusu olduğunda ‘biz’ dili kullanmak, verilen mesajı güçlendiriyor, öğrenenin kendisini şirketin bir parçası hissetmesi kolaylaşıyor.

Görsellerin güçlü olması öğrenmeyi destekliyor. Kullanılan animasyonlar, ikonlar ve karakterler, hatta renk paleti; eğitim içeriklerinin e-öğrenme materyallerine dönüştürülmesinde en çok üzerinde durulan konulardan başlıcaları. İçeriğin, kullanılan görsel öğelerle bütünleşmesi gerekiyor çünkü içeriklerdeki soyut kavramlar bu görsel öğelerle somutlaştırılıyor. Dikkat çekilmesi gereken kısımların, belki de gerçek videolar ve fotoğraflarla anlaşılması güç noktaların, ikon ve animasyonlar yardımıyla anlaşılması ve kalıcı hale getirilmesi kolaylaşıyor. Kullanılan karakterlerin özellikleri, öğrenenlerin konuyu içselleştirmesine yardımcı oluyor.

Tabii ki eğlence! İçeriklerinizin e-öğrenmeye dönüştürülmesindeki çıkış noktalarından birisi de öğrenirken eğlenmek, öğrenme sürecinden keyif almak. Bunun için, oyunlaştırma mekanikleri, hikayeleştirme, senaryoya katılacak yerinde espriler, kullanılan animasyonların ve karakterlerin katkısı öğrenme sürecinden keyif alınmasını sağlıyor.

Kısacası; öğrenme materyallerinin dijitalleştirilmesi, yeni neslin öğrenme ihtiyaçlarının karşılanmasında en önemli noktalardan birisi olarak karşımızda duruyor. Kurumunuzun e-öğrenme hedeflerinin gerçekleştirilmesi de bu dijitalleşme sürecinin yenilikçi ve yaratıcı bir süreçten geçirilmesiyle mümkün!

[e]instein'ın eğitim yönetim sistemi olan Eğitim360 ile tüm bu özellikleri deneyimlemek için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Yazıyı Paylaşın:

Benzer Yazılar: